Bu sene marttan sonrası kopuk bende, nasıl geciyor zaman nasıl bilmiyorum.

Denizli de hayat hem daha kolay hem daha zor. Ama hızlı. Kolay olan kısmı şöyle ki anne evinde gelen giden eksik olmuyor. Büyük anane, büyük dede, kuzenler, hala komşu A. teyze derken insanlar beni görmeye Doritosu sevmeye uğruyorlar. Eh tabi pek eğlenceli bizim istanbuldaki hayatımıza nazaran bu. Her gelen yeni haberler dedikodular getiriyor. Aman kimse şimdi ben dedikodu yapmam, yapandan da haz duymam demesin :) . Kendim muhabbetin içinde olmasam da pembe dizi tadında seyrediyorum herşeyi. Akşam eve gelen ailenin diğer bireyleri de en azından ağlamadığı zamanlarda Dorukla oynuyorlar, ben de balkonda keyif yapıyorum, ama ağladı huysuzlandı mı Doruk bende :) .

Zor olan tarafıysa; o gün yakın çevre değil de bebek tebriğine gelecekler varsa vay halimize. Temizlik, düzen tertip hastası anne kişisi bütün gün off a geçiyor. Sabahtan başlayan temizlik öğleye doğru verilecek ikramların hazırlığına dönüşüyor, derken misafir bastırıyor ve Doruk kişisi tüm gün bana patlıyor. Sen annesin, bana patlıyor da ne demek diye çemkirmeyiniz lütfen, önce dinleyin. Misafirler gidiyor bu sefer anne kişisi bulaşık, ortalığı yeniden derleme toplama işleri ve akşam eve gelecek diğer aile fertleri için yemek hazırlığına girişiyor. Bu diğer aile fertlerinin ikisi de erkek olup, birer biblodur her ikiside. Salon biblosu. Suları bile ayaklarına götürülür anne tarafından, bi faydaları yok yani işlere o anlamda. Haliyle, ütüydü çamaşırdı derken anne bize hiç yardım edemiyor. Ehh 7 / 24 Dorukla uğraşmakta yorucu yani.

İstanbuldaysa durum farklıydı. Biz baştan eşimle konuşmuştuk bu işleri. Ben az çok kendimi bildiğimden, baştan pazarlığımı yapmıştım. ‘Akşam sen eve geldikten sonra ve geceleri bebek sende’ demiştim. Çünkü ben yapamam, o kadar konsantre olamam. Olursam şimdi değilse de ilerde sigortalar atar, devreler yanar. Ya da o kadar içiçe olmanın bedeli birlikte geçirilen zamanın kalitesini düşürmek olur. Günde en az 2 mümkünse 3 saati uyku dışında kendime ayırabilmeliyim. Kahvemi alıp indirdiğim dizimi seyretmeli, bloglarda dolaşmalı, kitabımı okumalıyım. Bunalırım, daralırım… Oradayken akşam 7 civarı eve gelen Yas’a  Doruk paslanır, uyku saatine kadar oynar ilgilenir ve uyuturdu. Ben sadece geceleri beslenme için kalkardım ama eğer Doruk gece mızacak olursa bu pas Yas’a atılarak benim tarafımdan gol olarak değerlendirilip uykuya devam edilirdi. Şimdi o kadar yorgun anneye ‘anne beaaa biraz Doruğu yanına alsana beaa’ denemiyor haliyle. Bu açıdan zorlanıyorum işte. Ama geçici bir süreç keyfini çıkarmaya çalışıyorum Denizlinin…

Yas bugun İrlanda yolcusu, eğitime gidiyor 10 gün kalacak sonra dönecek, o dönünce de biz İstanbul yolcusu. Bir arkadaşı bu eğitim için ‘hayatımın en kötü 10 günüydü’ demiş, inşallah Yas o kadar sıkılmaz. Gerçi sever o çalışmayı, işle haşır neşir olmayı, bakalım… Şimdiden ona iyi yolculuklar dileyelim…

2 Yorum

  1. “Sen annesin, bana patlıyor da ne demek diye çemkirmeyiniz lütfen” demişsin ya
    çemkiren kişiler ya anne olmamıştır ya da hiiç derdi tasası olmayan bi çocuğu olan şanslı annedir ki bence bu da imkansız :) )
    herkes anneliğin ne kadar yüce, şahane.. vs bi duygu olduğunu söyleyip duruyodu ama kimse bu kadar daralacağımızı söylemedi di mi :) ) arada boş vakit şart. eşlerin desteği herkesten daha önemli, ilaç gibi geliyo bazen.. eş seçiminin ne kadar önemli olduğunu çocuktan sonra birkez daha anladım. bunu da burda(hala antalyada) kocasını özleyen bir hatun kişi olarak yazıyorum.

  2. valla çemkirmek ne kelime, ben de bilakis yıllardır yaz tatilinde yok yazlık olmaz başbaşa tatile gidelim dediğim halde yarın yazlığa gidiyorum ve mümkünse uzun bir süre kalacağım
    ben de daraldım bunaldım.çocuktan önce çalışıp evde durmayanlar için bütün gün bebek bakmak çok yorucu.
    benimki aglıyor hadi ben kaçtım


Yorum Yapın